8 Haziran 2013 Cumartesi

BU BLOGDA DİRENİŞ VAR!




28 Mayıs gecesi başlayan direniş 11 gündür devam ediyor. Tanıdık tanımadık bütün insanları, birbirine düşman taraftar gruplarıını, karşıt görüşlü insanları, sanatçıları, çoluğunu çocuğunu, düşüncelerini rahatça söylemekten korkan apolitik 90'lıları sokaklara döken bu direnişin temel sebebi kesilmesi söz konusu olan ağaçlardı. Birkaç direnişçinin kitap okuyarak ve oturarak başlattıkları eylem ve o direnişçilere uygulanan orantısız güç sonrası onlarca şehirden sokaklara dökülen binlerce insan tek yürek olarak "Diren Gezi Parkı" dediler. Toplanan binlerce insan Gezi Parkı'nda ki ağaçların kesilmesini istemediklerini hatta özgürlüğümüzü kısıtlayan ve yaşam alanlarımıza zarar veren hiçbir kararı, kuralı kabul etmediklerini dile getirdiler. Gezi Parkı direnişi bir halk direnişi oldu.
Ben, bulunduğum şehirden dolayı asıl amacından caymamış, vatan malına ve polise zarar vermeden, hiçbir siyasi parti adı altında olmadan direnebilen insanların yanında olamadığımdan neler yapılabileceğini yazmak istedim. Ellerinde kitapları olan gençlere uygulanan şiddet sonrası, şiddete şiddetle değil, şiddet dışı eylemler ve mizahla gayet güzel cevap verilebileceğini öğrenmiş olduk. Gezi Parkı'na giderek eyleme destek veremediğimizden oturduğumuz yerden eyleme boykotlarla cevap verebiliriz. Starbucks ve Mado gaz bombası ve biber gazından etkilenen eylemcilere kapılarını açmayarak bize sadece paramız için değer verdiklerini gösterdiler. O yüzden bu cafelerin artık yakınından bile geçmeyerek onları onlar yapanın bizim paramız olduğunu hatırlatıyor, bizim paramız olmadan onlarında olmayacağını gözlerine sokuyoruz. Zaten hatalarını anlamış olmalılar ki müşterilerini geri kazanmak için kapıları Atatürk posteri, Türk bayrağı astılar ama yemezler. Gelelim markalara. Aslında boykot yapılacak birkaç markanın logoları dağıtıldı; ama Gezi Parkı'na yapılması düşünülen şeyin AVM olması bütün direnişçileri genel boykota yöneltti. Birkaç yıl önce başlatılan "TÜKETMİYORUZ" kampanyasına destek vereceğiz. Nasıl mı? AVM'lere gitmeyerek, zorunlu ihtiyaçlarımızın dışında alışveriş yapmayarak, giysi almayarak, dolapta duran kullanılmayanları kendimiz yenileyerek... Böylece iflasa sürüklenecekler ve yaptırım gücümüz olarak parayı kullanmış olacağız, tek dostu para olanlara destek vermeyeceğiz. Elinizden geldiğince mahalle bakkallarınızdan ihtiyaçlarınızı giderin, küçük esnafa katkıda bulunun, zincirsiz marketlerden alışveriş yapın, dışarıda yemek yemeyin. Paranız ve sağlığınız cebinizde kalsın. Paranızı onlardan geri çekerek en büyük darbeyi siz vurmuş olacaksınız. Biz de gezi parkına desteğimiz böyle sağlamış olalım. Alışveriş yaparken gözü dönen, har vurup harman savuran, ihtiyacımız olmadığı halde tükettikçe tüketen ve doğaya zarar veren, doğayı tüketen gençler olmaktan çıkma zamanı geldi. İşin bilincine varıp şiddetle yılmayacağımızı, şiddete şiddetle cevap vermeyeceğimizi, aklımızın, mizahımızın ve bizim onlardan daha güçlü bi' silahımızın olduğunu göstermenin vakti geldi. Hadi görevimizi yerine getirelim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder